Kıddes (Tarihçesi) 

18 Ocak 2017 Çarşamba, 23:39
jourmultiblogspot_1880_1900

Vaftiz (takdis): Suyla yıkanıp arınma şeklinde yapılan bu dinsel ritüel; tarihsel süreç içinde çeşitli kiliselerde ve tapınaklarda uygulanan ve bütünüyle suya daldırma, vücudun bir bölümünü suya batırma, başına su dökme ve üstüne su serpme şeklinde uygulanır. Suya daldırma gibi yöntemlerde havuz veya tekne kullanılmıştır. Bu tören sırasında çocuğun dinsel eğitimini üzerine aldığı varsayılan bir vaftiz ana ve vaftiz baba seçilerek Çocuğa vaftiz isim verilir. Çocukla vaftiz anne-baba arasında tinsel(manevi) bir akrabalık kurulduğuna inanılır. Bütün bu ritüellerin amacı insanı yenilemek ve eski ile bütün bağlarını koparmaktır. Hıristiyanlığa özgü gibi görünse de tarihsel bulgular çok daha eski çağlarda Sami toplumuna ait pagan(putperest) topluluklarda ve Anadolu’da Kybele tapınağında uygulanırdı.

İsa’dan önce çağdaşı Vaftizci Yahya tarafından uygulanmıştır. İsa’yı Ürdün nehrinde vaftiz eden de o’dur. Hıristiyanların bir kısmı ise bu vaftizin İsa tarafından yaptırıldığını ve Yahya’nın bu vaftizden sonra “vaftizci” adını aldığını ileri sürerler.

Yeniden “zuhur etmek, görünmek” anlamına gelen ‘Teofani yortusu’ öncü peygamber Yahya tarafından Ürdün Nehri’nde Vaftiz edilip peygamberlik görevine başlaması olarak algılanmaktadır. Ve her yıl anılır bu bayram 25 Aralıkta kutlanmaya başlayan ve 19 ocakta doruk noktasına ulaşan bu kutlamaların amacı Mesih’in vaftizinin anılmasına paralel olarak suların kutsanması törenleri de yapılır. Bu yortuya “görünme” ya da “tezahür etme” adının verilmesinin nedeni İsa (Mesih) vaftiz edilirken Kutsal üçlemenin(baba-Oğul-Kutsal ruh) insanlığa kendini ilk defa gösterdiğine inanılır. Baba’nın sesi göklerden duyulmuştur, İnsan sıfatında vücut bulmuş Oğul fiziksel bir görünümle Ürdün Nehri’nde vaftiz edilmektedir, Kutsal ruh ise Güvercin görünümünde Oğul’un üzerine inmektedir.

Hıristiyanlık bir din olarak kurumsallaştıktan sonra da bu ritüelleri kendi bünyesinde inancın bir parçası olarak devam ettirmiş ve günümüze kadar getirmiştir. Orta-Doğu’da Birlikte yaşadığı Sami toplumlarını etkilemiş ve bu toplumlar da kendi geleneklerine uygun olduğu için bu geleneği günümüze kadar devam ettirmektedir. Bu coğrafyada yaşayan Arap Aleviler günün erken saatlerinden başlayarak gece yarılarına kadar tüm ziyaretler dolaşılır barışın simgesi olan Zeytin dalı ve yaban mersini(reyhan) bitkilerinden dallar koparılarak evlere ve işyerlerine asılır. Ailede başlayan bayramlaşma, Hıristiyanlıktaki vaftiz babanın yerine geçen manevi anne babalar da ziyaret edilerek elleri öpülür ve bu ziyaretlere sırayla tüm tanıdık ve aile bireyleri dahil edilir.