PASKALYA 

30 Mart 2017 Perşembe, 16:48
paskalya

 

Hz. İsa’nın çarmıha gerildikten üç gün sonra yeniden dirilişini ifade eder.  Bu gün, Hz. İsa’nın yeniden yaşama geçtiğine inanılır ve büyük bayram yapılır. Ancak Paskalya bayramının kutlanması konusunda sabit bir gün yoktur. Her yılın Mart ayı sonundan Nisan ayı sonuna kadar olan dönemi kapsar. Hıristiyanlar Paskalyayı baş bayram saymışlar ve bir nevi bayramlar takviminin temeli ve ilk halkası olarak kabul etmişlerdir.

Kutlandığı ülkeye göre farklılıklar arz etse de Paskalya tüm Hıristiyanlar tarafından kutlanır.  Pazar günleri Kiliselerde kutlanan Paskalya’nın diğer adı da “Kıyam Yortusu” ve “Diriliş Günü”dür.  Yaygın olarak kiliselerde düzenlenen ayinlerin dışında kişiler birbirlerine,  haşlanarak renklendirilmiş Paskalya yumurtası armağan ederler. Ayrıca evlerde adına paskalya çöreği denilen çörekler yapılır, yumurtalar haşlanıp renklendirilir, mumlar yakılır ve dualar okunur.  Paskalya, “Büyük Perhiz” de denilen ve perhizle geçen beş haftalık bir süreci de içine alır. Son hafta olan kutsal haftayı da kapsar. Diriliş günü ile son bulur.

Sözcük kökeni İbraniceye dayanır ve “Pesah” sözcüğünden türemiştir. “Dokunmadan geçmek” anlamına gelmektedir. Bu bayramı Yahudiler de her yıl, aynı adla, dinsel gök ayının (ki bu dinsel takvimlerin birinci ayıdır) 14. gününde Mısır’dan çıkışlarını kutlamak için bir bayram yaparlar. Bu bayramda sürünün ilk ürünü olan kuzu, tahılın ilk ürünü hamursuz ekmek yenmesi, bayramın bir bahar ve doğanın dirilmesi bayramı olduğunun ve temelde aynı kaynağa dayandığının kanıtıdır.

Paskalya, ilkbaharda kutlanan bir bayramdır ve her yıl ilkbaharda dirilip sonbaharda ölen Sümer’lerin tanrısı Dumuzi, Sami’ler de Temmuz, Anadolu’da Attis ve Yunanlıların Adonis inançlarından gelmektedir. Bu bayramı sadece Hıristiyanların değil tek tanrılı dinlerin Pagan kültürüne vermiş olduğu taviz olarak algılamak gerekiyor. Birçok inanç gibi İslamiyet ile tanıştıktan sonra Arap Aleviliği de bu geleneği devam ettirmektedir. Görüldüğü gibi aynı coğrafya da yaşayan ve daha sonra farklı dinlere mensup olan aşiret ya da toplulukların, geçmişten gelen gelenek ve göreneklerinden vazgeçmeden yeni inançlarına uyum sağlamıştır