Antakya Kadın Hareketinde Arap Alevi Kadını

11 Ocak 2016 Pazartesi, 11:09
antakyaKadınDefne

antakyaKadınDefne

Antakya Kadın Hareketinde Arap Alevi Kadını

Defne SARSILMAZ[*]

Ortadoğu’daki kadın hareketleri uzun bir süre boyunca göz ardı edilmiş, daha sonra da Batı tarafından anlatılmıştır.  Ortadoğulu kadınların içeriden anlam dünyalarını değerlendirmelerine ve kendi kendilerini tanımlamalarına çoğunlukla fırsat verilmemiştir. Bunun yanı sıra, bu coğrafyada yaşanan jeopolitik oluşumlar ulus-devlet, terör örgütleri, hükümet gibi meta kavramlarla ve eril dille anlamlandırılmaya ve anlatılmaya çalışılmıştır. Politik aktörlerden bahsedilirken, kadınların mücadelesi çoğu zaman yok sayılmış ya da kadınlar “kurban” olarak görülmüştür. Aksu Bora’ nın belirttiği gibi “kadınlar ve kadın örgütleri de birer ‘kurban’ değil, politik aktörler olarak sürecin parçasıdırlar” (2008: 55).

Antakya’yı da birçok politik aktörün yer aldığı bir platform olarak düşünecek olursak, burada güçlü ideolojik görüşlerle harmanlanmış taban hareketleri gözlemlemek mümkün. Burada politikleşme, özellikle belirli kesimler için, organik olarak gelişen ve olağan karşılanan bir süreç bile diyebiliriz. Antakya’nın 1939’da ilhakı, birçok etnik ve dinsel azınlığın iç içe yaşamasından kaynaklanan farklı bir bilincin doğması, azınlık psikolojisi, sol hareketinin yıllardır süregelen varlığı, 2011’den bu yana Suriye’de olanların bu sınır bölgesine yansıması, 2013 Gezi olaylarının burada yoğun bir şekilde yaşanması, bölge halklarının Türkleştirme ve Sünnileştirme politikalarına maruz bırakılması gibi sebepler bu coğrafyadaki insanların genç yaşta politikleşmesinin önünü açan sebeplerden bazılarıdır. Kurulan derneklere, örgütlenmelere, halk meclislerine, sokaktaki eylemlere, basın açıklamalarına bakılacak olursa, şüphesiz bölgedeki Arap Alevileri politikleşmeyi en yoğun olarak yaşayan toplumdur. Nitekim siyasi örgütlenmeler içerisinde olsun, kadın örgütlenmeleri içerisinde olsun Arap Alevi kadını başlıca politik aktörlerden biri olarak göze çarpar.

Arap Alevi kadınları çeşitli karma örgütlerde aktif olarak çalışmalarını sürdürmektedirler. Bu örgütler daha çok sol-sosyalist ve/veya feminist yapıdadır. Kadınlar bu alanlarda başkanlık veya eşbaşkanlık yaptığı gibi, farklı pozisyonlarda da sorumluluk almaktadırlar. Ancak, kadının politikleşmesini resmi örgütler ve derneklerle sınırlamak feminist siyasi coğrafya metodolojisi ve anlayışına ters düşer (Dowler and Sharp, 2001; Hyndman, 2004). Nitekim kadınların gündelik ve olağan olarak görünen davranış ve mücadeleleri bile politik anlam taşıyabilir ve toplum içerisinde, hem bilinçte hem pratikte değişime ön ayak olabilir (Secor, 2001).

Bu yıl Mersin’de yedincisi gerçekleşen Kadın Emeği Kolektifi Yaz Kampı’na katılım Antakya Arap Alevi kadınları tarafından oldukça yüksekti. Farklı etnik, dinsel, kültürel ve siyasal yapılardan kadınları bir araya toplayan bu kampta kadınlar sosyalist feminizm, kadına şiddetle mücadele, ekofeminizm, ve feminist ütopyalar gibi farklı konu başlıkları altında atölyeler düzenledi. Kadınların paylaşımı, öğrenme isteği, entellektüel etkileşimi ve kararlığı taban hareketlerinin en güzel örneklerinden biriydi. Bebekleri ve çocuklarıyla gelen kadınlara herkes destek verdi, sırayla bebeklere bakıldı. Genç kadınların (bazıları lise öğrencisi bazılarıysa üniversite öğrencisi) böyle bir ortamdan faydalanabilmesi ve farklı kaynaklara ulaşabilirliği inanılmaz bir fırsattı. Ev emekçisi kadınların, işçi kadınların, siyasetle uğraşan kadınların, Türkiye’deki farklı coğrafyalardan gelerek aynı platformda buluşması paha biçilemez bir etkinlikti.

Antakya’da da çeşitli kadın örgütlenmeleri, hem bağımsız olarak hem de siyasi bir örgütün kadın kolu olarak, bu tür platformlarda kadınları bir araya getiriyor. Kadınların ekonomik, sosyal ve politik alanlarda aktifleşmesini ve faaliyet yürütmesini sağlayan bu yapılardan biri Yeşilpınar Kadınları Yardımlaşma ve Dayanışma Derneği. Bu dernek kadınların ekonomik özgürlüklerine kavuşmasını ve karar mekanizmalarında yer almalarını sağlamayı hedeflemekte olup, “Kadınların Etkin Katılımı İçin Yerel Fırsatların Geliştirilmesi” isimli Avrupa Birliği projesi kapsamında çalışmalar yürütmektedir.

Anadolu Kültür ve Araştırma Derneği’nin (Aka-Der) Antakya şubesi de yerelde kadın çalışmaları ve etkin katılımları konusunda oldukça aktif ve kararlı. 2010’dan bu yana Aka-Der kadın çalışmalarında amaç teori ve pratiği bir arada yürütmek oldu. Örneğin, teorik bilgileri pekiştirmek için toplumsal cinsiyet üzerine panel ve seminerler düzenlenirken, pratikte de mahalle toplantıları, müzik etkinlikleri, film gösterimleri gibi faaliyetler yürütülerek kadınların her iki yönden doyuma ulaşması sağlanmakta.

2015 Haziran ayında kurulan Ortadoğu Arap Halkları Araştırma Enstitüsü düzenlediği “Arap Aleviligi” konulu ilk konferansıyla Arap Alevi kadınlarının kendilerini konuşması ve tartışması için değerli bir fırsat yarattı. Sayıları 15’i bulan ve her yaştan ve sosyo-ekonomik düzeyden Arap Alevi kadınını bir araya getiren “Arap Alevilik ve Kadın” isimli atölyede kadınlar etno-dinsel kimliklerini, dinsel eleştirilerini, toplumsal cinsiyet rollerini, kültürel sorunlarını, politikleşmeyi ve çözüm önerilerini tartışarak bir sonuç bildirgesi şeklinde halka sundu. Bu tarz ve kapsamda bir ilk olan atölye çalışması ve konferans Arap Alevi kadınları için son derece önemli bir adım ve hareket noktasıdır.

Arap Alevi kadınlarının gayri resmi direnişleri ve politikleşmelerinden bahsedecek olursak, bunun en güzel örneklerinden biri evlendikten sonra da “kızlık” soyadlarını kullanmaya devam eden kadın sayısının gittikçe artması. Anadil devamlılığı konusunda kadınlar yine baş rol oynamakta. Türk milliyetçi zihniyetine inat, anneler çocuklarıyla daha çok Arapça konuşuyor. Özellikle Suriye’de olanlara yakından tanık olan Arap Alevileri, 2011’den bu yana Arap kimliklerine daha sıkı sarılmaya başladı ve kadınlar da bu yükselişte üzerine düşeni yapıyor. Buna ilaveten, boşanma konusunda da kadınların git gide daha gözü pek olduğunu gözlemlemek mümkün. Arap Aleviliği boşanan kadının dini bayramlarda hizmet etmesini yasakladığı için ve boşanan kadının üzerinde daha büyük bir ailesel ve toplumsal baskı uygulandığı için kadınlar boşanmaktan büyük oranda çekinmekte. Ancak Alevilik’te boşanma konusu eskiye nazaran kadınlar tarafından daha çok konuşuluyor ve sonuçları sorgulanıyor. Kadınlar çevre ve aile baskılarına göğüs germeyi göze alıyor. Tabi bütün bunlarda sosyo-ekonomik düzey ve kadın örgütlülüğü de büyük rol oynuyor. Son olarak, ister kamusal ister özel alanda olsun, kadınlar dilin arındırılması için büyük çaba sarf ediyorlar. Eril söylemlerde bulunan kadın ve erkekler uyarılıyor. Öyle ki, bu etkileşim sayesinde erkekler de birbirlerini uyarmaya başlıyor. Bunu özellikle sol-sosyalist halkalarda gözlemlemek mümkün.

Tüm bu olumlu gelişmelere rağmen, kadın ev dışında çalışıyor olsa dahi çoğu evde kadının emeği yine erkekten kat kat fazla. Sosyal ve politik aktivitelere katılımda yine erkeğe öncelik veriliyor, evde çocukla kalan kadın oluyor. Kadınlar bu takiyenin farkında. Bazı erkekler de bunun farkında. Ne zaman ki erkekler kendi ayrıcalıklarının farkına varmakla kalmayıp, bu ayrıcalıklarıyla yüzleşerek eşitlik işin bazı fedakarlıklarda bulunmaya başlarlarsa, ancak o zaman tam ve gerçek bir kadın-erkek eşitliğinden bahsedebiliriz. Bu eşitliğe giden yolun büyük bir bölümü de sol-sosyalist ve kadın örgütlenmesinden geçiyor. Antakya’da da bu örgütlenmeler içerisinde çoğunlukla Arap Alevilerin olması, onlar için daha büyük bir fırsat doğuruyor.

[*]Defne Sarsılmaz Florida International Üniversitesi (ABD)’nde Küresel ve Sosyo-Kültürel Çalışmalar bölümünde doktora adayı ve araştırma görevlisidir. 2014 yılında Arap Alevi Kadın kimliği ve hareketi çalışmalarına başlayan Sarsılmaz, Ortadoğu Arap Halkları Araştırma Enstitüsü yazarlarındandır.