Zor Zamanların Bilinmeyen Yüzleri:

06 Ocak 2018 Cumartesi, 09:41
kitap kapakçık


Antakya’da Yaşayan Arap (Rum) Hıristiyanlar 

 

2015 yılında kurulan Ortadoğu Arap Halkları Araştırma Enstitüsü Avrupa Birliği destekli ilk projesini kitaplaştırarak kendi yayın hayatına ANTAKYA’DA YAŞAYAN ARAP (RUM) HIRİSTİYANLAR: ANTAKYA’DA YAŞAYAN ARAP HIRİSTİYANLARIN EKONOMİK, KÜLTÜREL VE SOSYAL SORUNLARININ TESPİTİ çalışması ile başladı. Enstitümüz toplumsal araştırmalar amacıyla kurulmuş, Antakya ve çevresinde yaşayan sınır halklarının tarihsel, kültürel ve politik konumlanmalarını ve anlatımlarını ‘içeriden’ tarih anlayışı ile çalışmalarına başlamıştı. Arap Hıristiyanların Türkiye’de çokça göz ardı edilen tarihsel özneler olduğunu iddia ederek Arap Çalışmaları Serisinde bu etno-dinsel topluluğun tarihine ve günümüz sorunlarına ışık tutmaya karar verdik. Dolayısıyla bu araştırma, 2015 yılında Ortadoğu Arap Halkları Araştırma Enstitüsü’nün (Arap Enstitüsü) başlatmış olduğu Arap Çalışmaları Serisi’nin ikinci basamağı olarak ortaya çıkmıştır. İlk basamağında, Arap Alevilik ve Arap Alevilerin devlet, dil ve kültür ilişkilerini araştıran Arap Çalışmaları Serisi; ikinci basamağında, Antakya’da günümüzde genelde Arap Hıristıyan olarak bilinen Rum Ortodoks Hıristiyan etno-dinsel topluluğunun sözlü tarihi, kültürel ve siyasi sorunlarının tespit çalışmasına başladık.

Mustafa Kemal Üniversitesi öğretim üyeleri Zerrin Arslan ve Sonyel Oflazoğlu önderliğinde, proje asistanları ve enstitü emekçileri Şule Can ve Uğur Akgül ile beraber Antakya’da sözlü tarih teknikleri ve antropolojik yöntemler kullanarak 2017 yılı sonunda projeyi tamamladık. Okuduğunuz bu yazı Antakya halklarına tanıtılacak olan bu kitaba dair birkaç söz söyleme niyetindedir.

Türkçe, İngilizce ve Arapça olmak üzere üç dilde yayımlanan kitap Ortadoğu Arap Halkları Araştırma Enstitüsü Yayınları’ndan Aralık ayında çıktı. Bu çalışma; Antakya’da (Hatay) Arap Hıristiyan (Rum Ortodoks) cemaatinin ya da bazı cemaat üyelerinin ifade ettiği anlamda Antakya’da Arapça ibadet eden Rum Ortodoks Hıristiyanların sözlü tarihi, sosyal ve kurumsal ayrımcılığa maruz kalma biçimleri, siyasi temsili ve öznelliği üzerine odaklanmaktadır. Bu kitap üç temel soruyu yanıtlamayı amaçlamaktadır: 1. Günümüzde Antakya’da yaşayan Arap Hıristiyanların tarihlerini yani kültürel belleklerini, anlama ve anlatma biçimleri nelerdir? 2. Günümüz Türkiye’sinde Arap Hıristiyan cemaat üyelerince, özellikle 20-35 yaşlarındaki gençler arasında, etno-dinsel kimlikleri nasıl ifade edilmekte ve nasıl yaşanmaktadır? 3. Antakya’da yaşayan Arap Hıristiyanlar siyasi alanda temsil ve söylemler bakımından nasıl sorunlar yaşamaktadır? Bu soruları yanıtlamak için, Antakya’da yaşayan Ortodoks Hıristiyanların etnik kimlik, etnik ve dinsel sınırları, yani sembolik sınırları, sosyal ve kültürel olarak araştırılmıştır. Bir başka ifadeyle, Antakya’da Hıristiyanların hem farklılığın toplumsal inşasındaki rolleri hem de gündelik hayata yaşadığı dışlanma biçimleri tartışılmaktadır.

Günümüzde Antakya’da Arap Hıristiyanların nüfusu yaklaşık 7.000 olarak belirtilmektedir. Antakya’da Arap Hıristiyanların nüfusu, çeşitli göç dalgaları ve özellikle gençlerin, iş ve çalışma olanakları gibi ekonomik nedenlerle ya da okul, evlilik gibi kültürel ve sosyal nedenlerle İstanbul’a, Ankara’ya veya yurtdışına gidip geri dönmemesi sonucu gitgide azalmaktadır. Göçlerin ve nüfustaki azalmanın, cemaat ilişkilerine, kültürel belleğe tarihsel ve mekânsal etkilerini tespit etmek ve cemaatin, özellikle gençlerin, etnik kimliği, sosyo-kültürel sınırları ve sınırların nasıl inşa edildiği, kültürel mirasını koruma ve toplumsal hafızayı canlı tutma unsurlarını araştırmak bağlamında, bu kitap ilk olma özelliğini taşımaktadır.

Kitap, cemaatin kendi içinden sesini duyurmak gibi bir amacı güderken, bir yandan Antakya’ya önemli etkileri olmuş çeşitli tarihsel olayları da incelemektedir. Kıbrıs Harekatı’ndan 6-7 Eylül olaylarına; 1939 göçünden Suriye krizine kadar pek çok konuda Arap Hıristiyanların karşılaştığı ayrımcılık pratiklerinin gündelik hayata nasıl yansıdığına da ortaya koymaktadır.

Kuşkusuz bu çalışma tek başına tüm Antakya Ortodokslarının görüşlerini yansıtamaz, ancak Arap Hıristiyanların karşı karşıya kaldığı sorunların tahlilinde bir Sivil Toplum Örgütü olarak naçizane bir katkı sunmak bizim en önemli amacımızdır. Umarız ki Antakya’da ortak yaşam arzusunda olan herkes bu kitabı en az bizim kadar heyecanla okurken bulur kendini.

 

Ortadoğu Arap Halkları Araştırma Enstitüsü