Fellahların Sosyolojisi – Cahit ASLAN

21 Kasım 2015 Cumartesi, 03:50
fellahlarin-sosyolojisi

`FELLAHLARIN SOSYOLOJİSİ` (Cahit ASLAN) 

Kitap Değerlendirmesi ve Eleştirisi

Ergin SERTEL[*]

 

Öncelikle sır cemaati anlayışına göre örgütlenmiş ve etnik kimlik tanımlamasını kendi dini inancı özelinde tanımlayan bir topluluğu incelerken, o toplumu kesinlikle başkaları tarafından kendisine yakıştırılan ve ağırlıkta hakaret olarak addedilen bir tanımlamayla ya da isimle (Fellahlar) onları tarif etmek ve kitaba bu başlığı vermek, en başta sosyolojinin ve antropolojinin yöntemlerine ve etik değerlere aykırılık arz eden bir durumdur. 26. sayfada Arapuşağı ve Fellah sözlerinin Arap Alevilerini tahkir amacıyla kullanıldığını başka bir yazardan alıntılamış olmasına rağmen yazar, bunun gerekçesini giriş kısmında açıklamadan ısrarla bu tanımlamayı kullanmaktadır. 50. sayfada saha çalışması sonuçlarına göre, Arapuşağı tanımlamasının kimliğin mensupları tarafından tahkir amacı taşıdığını % 54.1 gibi bir sonuçla deneylerken, Fellah kelimesine toplumun büyük çoğunluğu tahkir amacıyla bakmadığını söylemekte ve yazar bunun gerçeğe yakın bir algı olduğunu söylemektedir. Fakat büyük çoğunluk derken, sahadan çıkardığı sonuç sadece % 50’dir.

“Ehlibeyte bağlılık temel akidelerindendir. Bu bağlılık hem Arap Alevilerine (Fellahlara) ve dolayısıyla H. Esat’a Suriye’de iktidar yolunu açmıştır.” (sf:40) Yazar, bu ve buna benzer akıl yürütmelerle basit ve çok yetersiz olan bilgilerle ilgisiz ve sığ sonuçlara gitmeye çalışmaktadır.

Arap Alevilerin yaptıkları dini bayramların yapılma gerekçesini açıkladığı bölümde 67. sayfada yazar, 9 Rebiulevvel Bayramını Alevilerin Ömer’in öldürülmesi anısına düzenlediklerini iddia etmiştir. Oysaki Ğıd TS (Çocuk Bayramı) olarak bilinen bayram, hem Kur’an’da Taha Suresi’nde hem de Enbiyalar Tarihi kitabında bahsedilen olaylara dayanan bayramlardan bir tanesidir. Yazarın bahsettiği gibi değil, Firavun’un gördüğü rüyayı kahinlere yorumlatması sonucu ülkedeki bütün çocukları öldürtmeye çalışmasına karşı olarak Musa peygamberin sağ kalmasına dayanır. Bu mantıkla çocuğu olmayanların özellikle adak adadıkları bayramlardan birisi olarak bilinir.

Şeyh kesiminde “toplumun ıslahının kadından geçtiği gibi fesadı da onun yarattığı fikri hakimdir.” (sf:103) gibi tehlikeli sonuçlara götürebilecek bir çıkarımı yazar, Nasreddin Eskiocak’ın İlk Alevi Kimdir? kitabının 82. sayfasından alıntıladığını iddia etmiştir. Fakat ilgili kitabın aynı baskısına bakınca böyle bir bilgiye rastlanmamıştır. Dolayısıyla kitapta yanlış ve sorunlu bir alıntı mantığı karşımıza çıkmaktadır. Bunun dışında dipnot ve alıntılarda bir uyumsuzluk da mevcuttur. Bu durum da kitabın bilimselliğine ve güvenirliğini sorgulamaya açık hale getirmektedir.

Kitabın sonuç kısmında yazar “Arap Aleviler kendilerine verilmiş olan ‘Arapuşağı’ tabirini çok şiddetli, ‘Fellah’ tabirini de sırt çevirecek şekilde reddetmektedirler. Kendilerinin Arap Alevi, en azından Arapça konuşan Aleviler olarak anılmalarını tercih etmektedir.” (sf:177) diyerek önceki ifadelerini yanlışlayacak bir sonuca varmaktadır. Bu sonuç aslında kitabın gerek başlığı gerekse buna bağlı olan diğer önermeleri ve özellikle sayıltılarını çürütmektedir.

 

Kitabın ek kısmında grubun bir üyesinin namaz sürelerinin olduğu el yazısıyla yazılan defterin sayfalarının konulması, etnik kimlik çalışmalarının doğasına ve mantığına aykırıdır. Çünkü toplumun böyle bir eyleme onay vermesi söz konusu değildir. Ayrıca siz incelediğiniz bir kimliği rencide edecek eylemlerden kendinizi imtina etmek zorundasınız. Kaldı ki bu çalışma teorik ve teolojik bilgilerden hareketle yapılan bir çalışma gibi gözükmemektedir. Öyle olsa bile incelediğiniz toplumun değerlerine ve hassasiyetlerine saygı duymak zorundasınız. Ayrıca süreler 1867’den beri Fransızca ve İngilizceye çevrilmiş ardından Türkçe olarak yayınlanmıştı. Fakat toplum, sürelerle ilgili yapılan çevirilerde ve içtihatlarda kendilerinin (Nusayrilerin) yıldızlar aleminden geldiği gibi ilginç yorumları hayretle karşılamaktadırlar. Onun için bu veriler belge niteliğinde değerlendirilecekse, toplumda akideye hakim insanların bilgisine başvurulmak durumundadır.

Kitap, genel itibariyle değerlendirildiğinde temel düzeyde yanlışları barındırdığından Arap Alevilerle ilgili yapılacak çalışmalarda ya da kimliğin tanınması noktasında referans alınacak kadar bilimsel ve tutarlı bilgilere sahip bir kitap gibi gözükmemektedir.

 

[*] Sertel, lisansını ve yüksek lisansını sosyoloji alanında tamamladı. “Dini ve Etnik Kimlikleriyle Nusayriler” adlı bir kitabı ve çok sayıda makalesi yayımlandı. Orta Doğu Arap Halkları Araştırma Enstitüsü Kültürel Çalışmalar yazarı ve editörüdür.

Yorum yazın...

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.