Kesin İnançlılar

20 Ocak 2016 Çarşamba, 09:18
kesin_inanclilar görsel

Kesin İnançlılar -Kitle Hareketlerinin Anatomisi

                                                                                                 Ergin SERTEL*

      

Türkiye’de bundan otuzyedi sene önce yayınlanan ve özellikle sosyal bilimlerde konuyla ilgili olarak hala güncelliğini koruyan ve özellikle günümüzde Ortadoğu’da türeyen barbar örgütlere katılımın mantığını izah etmeye yarayabilecek bu çalışmanın geniş bir özetini yapmaya çalışacağız.

  “Bütün kitle hareketleri, taraftarlarında ölümü göze almak ve birlikte yürüyüşe geçmek duygusu yaratır; ortaya koydukları program ve telkin ettikleri doktrin ne olursa olsun bütün kitle hareketleri müfritliği (aşırılığı), gayreti, parlak ümitleri, nefreti ve hoş görmezliği körükler; bütün kitle hareketleri hayatın belli bölümlerinde kuvvetli bir faaliyet akışı yaratmaya muktedirler ve körü körüne bir inanç ve sadakat isterler.” (Hoffer, 1978:9)

“Bu kitap başlıca kitle hareketlerinin aktif olan dönemi ile ilgilenmektedir. Bu dönem gerçek inanç adamının –diğer bir deyimle, hayatını kutsal saydığı bir amaç için feda etmeye hazır olan kişinin- yürüttüğü dönemdir ve bu kişinin nasıl doğduğu ve karakterinin ne olduğunun incelenmesine çalışılmıştır. Bunun için geçerli bir nazariyeden faydalanılmıştır.  Bütün kitle hareketlerinin ilk taraftarları arasında hayal kırıklığına uğramış kişilerin çoğunluğu teşkil etmesi ve bunların genellikle kendi gibi olanlarla birleşmesi gerçeğine dayanarak farz edilmiştir ki: 1) hayal kırıklığının bizatihi kendisi, saptırıcı hiçbir etkiyi gerçekleştirmeksizin, gerçek inanç adamının kendine özel karakteristiklerinin çoğunu yaratmaya yeterlidir; 2) etkili bir saptırma tekniği, esas itibariyle, hayal kırıklığına uğramış kişilerdeki kolayca meyletme ve uyma yeteneğini istenilen yönde eğitmek ve o yönde eğitmek ve tespitten ibarettir.” (10)

Kitle hareketlerinin birçok ortak özellikleri olduğu faraziyesi, bütün kitle hareketlerinin aynı eşitlikte yararlı veya yıkıcı olduğu anlamına gelmez. Bu kitap ne bir yargıya varmakta ne de bir tercih yapmaktadır. Yazar, bu konuda Montaigne’nin “bütün söylediklerim bir hasbıhaldir ve hiçbir nasihat niteliğinde değildir. Bu kadar serbestçe konuşabiliyorsam bu, başkalarını kendime inandırmak mecburiyetinde görmediğim içindir” (12) sözünü kendine ilke olarak benimsemiştir.

 

Birinci Bölüm

Kitle Hareketlerinin Çekici Yönü

            Değişiklik İsteği

            “Geçmiş çağlarda, dinsel hareketler birer değişiklik aracı idiler. Bir dinin muhafazakârlaşması can suyunun pıhtılaşması gibidir. Doğmakta olan bir din hareketi baştan aşağı değişiklik ve denemelerle doludur ve her yönden yeni görüşleri açıktır. İslamiyet doğduğu vakit, örgütlendirici ve modernleştirici bir ortam meydana getirmiştir. Hristiyanlık, Avrupa’nın vahşi kabileleri arasında bir uygarlaşma ve modernleşme etkisi yaratmıştır. Gerek Haçlı seferleri gerekse 16. yüzyıla Protestan kiliselerin kurulmasıyla sonuçlanan dinsel devrim (Reformasyon) Batı dünyasını Orta Çağların uyuşukluğundan silkip çıkaran en önemli faktördür.” (16)

            “Çağımızda, geniş ve çabuk değişikliklerin gerçekleştirilmesi ile ilgili kitle hareketleri ya devrimci ya da milliyetçidir veya her ikisi birlikte yürütülmektedir.” (16) Hoffer’in bu tespiti aslında onun yaşadığı iki kutuplu dünyanın değişim dinamiğine yönelik bir analizdir. Günümüzde ise bu dinamiğin değiştiğini söyleyebiliriz. Devrimci ya da milliyetçi öğelerin değişim gücü ulusötesi anlayışlara ve ekonomik temellere doğru kayma göstermiştir. Milliyetçilik, ulus devlet modeli refleksiyle ulusötesi değişim paradigmalarına karşı koysa da bu aşamada başarı kazandığını söylemek zor görünmektedir.

            “Kendisini bir harekete kaptıranların geleceğe ait vaatler ve imkanlar hakkında abartılmış inanca sahip olması gerekir. Aynı zamanda giriştikleri büyük hamlelerin başarılmasında karşılaşılacak güçlüklerden habersiz olmaları gerekir. Tecrübeli kişiler, bu işler için birer engeldir. Büyük Fransız devrimini başlatan kimseler siyasi tecrübeden yoksun kişilerdi. Aynı şey Bolşevikler için Naziler için ve Asyalı devrimciler için de doğrudur. Tecrübeli kişiler bu işe sonradan katılır. Bu kişi, hareket artık tutunmaya başladıktan sonra ona dahil olur. İngilizleri kitle hareketlerine karşı çekingen yapan belki de siyasi tecrübelerdir.” (25) İngiltere örneğindeki tecrübe, Türkiye’nin şu anki durumuna denk düşmektedir. Çünkü Türkiye’deki kitlesel hareketlerdeki aşırı kayıplar, insanların böylesi hareketlere soğuk bakmasına neden olmuştur. Hoffer’in kitlesel hareketlere katılan insanların başarısızlıktan ya da önüne çıkacak engellerden habersiz olması gerektiği şeklinde tespiti her hareket için kabul edilebilir bir tespit değildir. Çünkü kitlesel hareketler, kendi neferlerine kutsal amaç için ölümün olağan hale gelmesini sağladığından diğergam (özgecil) intiharların çoğu zaman pekiştireç işlevi gördüğünü gözlemlemekteyiz. Yani engel ve ölüm, sorgusuz itaat eden bireylerde kutsal amaç için normal karşılanmaktadır.

            Başka İnsan Olma İsteği

            “Bir kitle hareketi bilhassa aktif ve uyandırıcı döneminde iken, çağrısını kişiliğini yükseltmek peşinde olanlara değil fakat beğenmediği benliğinden kurtulma çabasında olanlara yöneltir. Bir kitle hareketinin taraftar çekmesi ve bunların taraftarlığını devam ettirmesi, kişisel yükselme arzusunu tatmin edebileceğinden dolayı değil fakat kişilerin kendinden kurtulma arzusunu tatmin edebileceğinden dolayıdır. Yani daha açık söylemek gerekirse kişilerin kitlesel hareketlere katılmalarında kendi özgün gerçeklerinden doğrudan bir kaçış vardır.” (26)

            Kitle Hareketleri Arasında Transfer

            “Kitle hareketlerinin birbirleriyle şiddetli rekabet halinde bulunduğu yerlerde, en ateşli taraftarlar arasında bile bir hareketten diğerine geçişler sık sık görülür.” (33) Hoffer’in bu tespiti kısmen doğru olsa bile daha çok öznel verilere dayanmaktadır.

            “Göç, hayal kırıklığına uğramış kişinin bir kitle hareketine katılmakla elde edeceğini ümit ettiği şeyleri yani değişikliği ve yeni başlangıç imkanını vaat eder. Bu suretle göç, bir kitle hareketinin yerini alacak niteliktedir.” (37)

İkinci Bölüm

İnanç Değiştirmeye Hazır Kişiler

            Toplum üzerinde Alt Uçların Etkisi

            “Bir ulusun alt uçlarını teşkil eden kişilerin onun gelişmesi üzerinde etki yapabileceğinin gerekçesi şudur ki bu kişiler mevcut düzene karşı tamamen saygısızdırlar. Bunlar kendi hayatlarını ve mevcut düzeni tamiri imkansız şekilde kötü bulurlar ve her ikisini yıkmaya hazırdırlar. Bu sebeple, birlikte hareket etme eğilimi gösterirler.” (42)

            “Ayak takımı ve isyankar fertleri bulunmayan bir ulus, sakin, düzenli, hoş ve nezihtir fakat belki de doğacak yeniliklerin tohumundan yoksundur. Avrupa ülkelerinde toplumu rahatsız eden kişilerin bir okyanusu aşarak yeni kıtada yeni bir dünya kurmaları tarihin bir cilvesi değildir; bu yenidünyayı ancak böyleleri kurabilirdi.” (42)

            Yoksul Sınıf

            “Yakın zamanlara kadar yeni yoksul başlıca, ister şehirli ister köylü olsun, varlığı bulunanlar arasından çıkmaktaydı; halbuki şimdi ve belki tarihte ilk defa basit işçi rolünü oynamaktadır. Bugünkü Batı dünyasında işçi, işsizliğe bir gerileyiş olarak bakmaktadır. Kendisini haksız bir düzen sebebiyle zarara uğramış ve malı zapt olunmuş gibi hissetmekte ve yeni bir düzen vaat eden bir çağrıya kulak vermektedir.” (45)

            Düşkün Yoksullar

            “Açlıktan ölmenin sınırında yaşayan yoksulların hayatı gayeli bir hayattır. Yiyecek ve yatacak yer bulmanın amansız mücadelesine girişmiş olanlar boşuna çaba harcetmiş olma hissine hiçbir zaman yakalanmazlar. Varılacak amaçları maddi ve acildir.” (46) Bu insanların ilk amaçları, Maslow’un ‘İhtiyaçlar Hiyerarşisi’ teorisine göre, kendi hayatlarının sadece devamını sağlayabilecek fizyolojik ihtiyaçları sağlamaktır. Yani varlıklarının devamını sağlama peşindeler.

 

            Hür Yoksullar

            “Kitle hareketinin yayılması için en elverişli ortam, oldukça bir hürriyetin bulunduğu fakat hayal kırıklığını azaltıcı özelliklerin bulunmadığı toplumdur.” (51)

            “Bir baskı rejimine karşı hürriyeti kazanmak için yapılan kitle hareketleri bile bir defa tutunup yürümeye başladıktan sonra ferdi hürriyet tanımazlar. Robespierre’in devrim hükümeti buna güzel bir örnek teşkil etmiş ve istibdada karşı hürriyetin zulmü olmuştu.” (51)

            Azınlıklar

            “Kanun veya kuvvetler tarafından ne kadar korunursa korunsun, azınlıklar güvensiz bir durum içindedirler. Bu kaçınılmaz güvensizlik duygusunun yarattığı hayal kırıklığı, kimliğini gizlemeyen bir azınlıkta, kimliğini çoğunluğa karışarak değiştirmek isteyen bir azınlığa oranla daha hafiftir.” (74) Yani kimliğini netleştiren bireyler diğer insanlara nazaran daha az bir hayal kırıklığı içindedirler ve kitleselleşme oranları daha azdır.

 

           Gaye Yokluğundan Ötürü Bunalım

            “Bir toplumun, bir kitle hareketi için elverişlilik derecesini en iyi gösteren olay, boşalacak yol bulamamış bunalımdır. Kitle hareketlerinin doğuşundan önceki dönemlere ait açıklamaların hepsi genel bir bunalımdan bahsetmişlerdir ve başlangıç dönemlerindeki kitle hareketlerinin, sömürülenlerden ve ezilenlerden ziyade bunalanlar arasından taraftar ve sempatizan bulması daha kuvvetle muhtemeldir.” (76)

            “Kitle hareketlerinin doğuşunda, evde kalmış kızlar ve orta yaşını geçmiş kadınların büyük rolü olmuştur. Hatta İslamiyetin ve Nazi harekatının ilk gelişme safhalarında bile bazı kadınların büyük rol oynadığını görürüz.” (76) Hoffer’in burada İslamiyet kadınları hakkındaki yorumu zorlama bir kanıt örneği olarak göze çarpmaktadır. Fakat günümüzde siyasal İslamın temsilcisi konumunda olan partilerin genişleme ve yayılma siyasetinde evde kalmış kadınları (ev hanımı ya da işsiz kadınlar) kullandığı göze çarpmaktadır. Özellikle ev ziyaretlerinde partinin tanıtılmasında kadınlar büyük bir işlev görmüşlerdi. Kadınların bir statü elde etme ya da bir şeye tutunma güdüsünün bunda etkili olduğunu söylemek mümkündür.

Üçüncü Bölüm

         Birlikte Hareket ve Nefsinden Fedakarlık

         “Hayal kırıklığına uğramış kimselerde beraberlik ve fedakarlık eğilimleri kendiliğinden doğar. Bu sebeple, hayal kırıklığına uğramış kimselerdeki bu eğilimlerin iç yüzünü anlamak ve bu eğilimleri kasten teşvik edebilecek tekniği bulmak mümkündür.” (86)

           Fedakarlığı Artıran Faktörler

            “Bir şahsı nefsinden fedakarlık yolunda geliştirmek için ferdi kimliğinden ve şahsına özel başkalıklarından ayırmak gerekir. Her şeyden önce asla kimse kendini yalnız hissetmemelidir. Bir ıssız adada tek başına olsa bile, bağlı olduğu grubun gözlerinin kendi üstünde olduğunu hissetmelidir. O kimse için bu grubun haricine çıkarılmış olmak, hayatın yok olmasıyla eşit sayılmalıdır.” (89)

           Şimdiki Zamanın Gözden Düşürülmesi

            “Daha iyi bir gelecek ümidini sağlamadan, şimdiki zamanı etkili bir şekilde değerden düşürmek imkansızdır. Yani kitlesel hareketler, şimdiki zamanı önemsiz ve işlevsiz gösterip gelecek hayalini ön plana çıkarırlar.” (90)

            Birleştirici Faktörler

            “Birleştirici unsurların en kolay bulunanı ve en geniş kapsamlısı ‘nefret’tir. Nefret bir kimseyi kendi kendinden koparıp ayırır ve ona dertlerini ve geleceğini unutturarak onu menfaatperestlikten kurtarır.” (122)

            “İkinci duygu taklittir. Bütün kitle hareketlerinin övdüğü tek görüşlülük, itaat yoluyla da elde edilir. Bir emre uymakta ne kadar itaat varsa, bir örneği taklit etmekte de o kadar itaat vardır. Yeni bir kimliği arama isteği olmasa bile sadece benliği reddediş, gittikçe artan taklitçiliğe yol açar.” (134)

           Kandırış ve Zorlama

            “Propaganda sadece zaten açık olan fikirli olan kafalara nüfuz eder ve onlara fikir aşılamaktan çok onlarda zaten mevcut olan fikirleri açıkça dile getirir. Ve o fikirlerin haklılığını savunur. Hünerli propagandacı, kendisini dinleyenlerin aklında zaten ısınmış olan fikirleri ve ihtirasları kaynar hale getirir, onların derinliklerindeki duyguları aksettirir. Bir fikir zorlanmadığı zaman, insanlar sadece zaten bilmiş oldukları şeye inandırılabilir.” (139)

           Liderlik

            “Bir kitle hareketinin büyümesinde liderlik ne kadar önemli olursa olsun, liderin, bir kitle hareketinin büyümesini sağlayacak koşulları yaratmaya muktedir olmadığı bir gerçektir. Lider, yoktan bir hareket meydana getiremez. Önemli olan şartların olgunlaşmasıdır. Bu sürecin ardından liderlik önemli hale gelebilir.” (144)

Dördüncü Bölüm

Başlangıç ve Sonuç

           Söz Ustaları (Yazarlar, Şairler ve Konuşmacılar)

            “Söz ustalarının bulunmadığı veya yazıların ve sözlerin şikayet taşımadığı yerlerde, yönetim ne kadar beceriksiz ve kötü olursa olsun, kendi kendine çöküp gidinceye kadar iktidarda kalır. Diğer yandan, meziyet ve gayretleri şüphe götürmeyen bir yönetim, söz ustası azınlığın taraftarlığını kazanmakta başarı sağlayamazsa iktidardan düşebilir.” (165)

  1. yy Fransa’sının yazı ustaları, bir kitle hareketinin öncüsü olan aydınların en iyi bilinen örnekleridir. Buna benzer örnekler, her kitle hareketinin doğuşundan evvelki dönemde görülebilir.

           Müfritler (Aşırıcılar)

            “Zaman olgun duruma geldiği vakit, gerçek bir kitle hareketini ortaya çıkartabilecek yegane kimseler münferitlerdir. Müfrit bulunmadığı takdirde fikir savaşı yapmış söz ustaları tarafından meydana getirilen hoşnutsuzluk yönetmesiz kalır ve kolayca bastırılabilecek amaçsız ayaklanmalar ile kendini yitirir.” (179) Demek ki yukarda da belirttiğimiz gibi şartlar olgunlaştığı zaman liderin kendini gösterip –yani ortaya çıkması- hareketin öncülüğünü üstlenmesi gerekir. Tabii her şeyden önce kitlenin içinden çıkacak eylem adamının bu hareket için elverişli olması gerekmektedir.

           İyi ve Kötü Kitle Hareketleri

            “Bu kitabın başlıca ilgisi, kitle hareketlerinin aktif dönemi üzerinde toplanmıştır. Her çeşit kitle hareketlerinde buraya kadar anlatmaya çalıştığımız ortak yönler işte bu aktif dönemde genellikle görülmektedir. Bu bir gerçektir ki, herhangi bir kitle hareketi ne kadar yüce amaçlarla başlasa ve sonucu ne kadar yararlı olsa da aktif dönemin bizim üzerimizdeki etkisi nahoştur. Çünkü amaçlar için çoğu şey hareket esnasında feda edilebilmektedir.” (190)

           Yararlı Kitle Hareketleri

            “Kesin inançlı kişinin nazarında, kutsal amacı bulunmayan insanlar, karaktersiz ve temelsiz insanlardır.” (198)

            “En başta gösterilmiş olduğu gibi uyuşuk toplumların uyanmasında ve modernleşmesinde kitle hareketleri çoğu zaman önemli bir faktördür. Her ne kadar kitle hareketlerinin yegane etkili yenilik vasıtası olduğu söylenemez ise de şu bir gerçektir ki Rusya, Hindistan, Çin, Arap dünyası ve hatta İspanya gibi büyük ve çeşitli halkı bulunan ülkelerde uyanış ve modernleşme işlemi ancak bir kitle hareketi ile sağlanabilecek etraflı bir gayret ve heyecana bağlıdır.” (201)

            Sonuç olarak, Hoffer bu çalışmasında bazı tikel tespitlerde bulunsa da kitle hareketleri hakkında bizlere önemli bilgileri sağlamıştır. Kendisinin tamamıyla bilimsel bir çalışma yapmadığını başta söylemesine rağmen elde ettiği örneklerini bilimsel bir noktaya taşımaya çalışmıştır. Kitle hareketlerinin nasıl oluştuğu, özellikle hangi kesimden taraftar toplayabildiği, kitlesel hareketlerin nasıl şekillendiği ve gelişme boyutunda nasıl değişik yönde hız alabildiğini ve sonucun nelere uzanabildiğini göstermesi açısından günümüzde bile güncelliğini koruyan bir özelliğe sahiptir.

Kesin İnançlılar -Kitle Hareketlerinin Anatomisi – Eric Hoffer

 Çeviri: Erkıl Güner, Tur yayınları, İstanbul, 1978.

* Sertel, lisansını ve yüksek lisansını sosyoloji alanında tamamladı. “Dini ve Etnik Kimlikleriyle Nusayriler” adlı bir kitabı ve çok sayıda makalesi yayımlandı. Orta Doğu Arap Halkları Araştırma Enstitüsü Kültürel Çalışmalar yazarı ve editörüdür.